Ezidiler ve Ermeni Tehciri

(Bu makale Taraf Gazetesinde yayınlanmıştır.)

Kürtlere has bir inanç olan Ezidilik’te meleklere özel bir önem verilir. Ezidi adı eski Farsçanın bir terimi olan ve “İlah” anlamına gelen “İzid” veya “melek” anlamına gelen “yazata” veya “yezad” sözcüklerinden türemiş ve bu sıfatı “meleğe tapanlar” haline getirmişlerdir. Ezidiler “Şeytanı” yani Melek-i Tavus’u(Tavus Kuşu Meleği) meleklere dâhil ederler. Karanlığın ve kötünün prensi olması şöyle dursun,  Melek-i Tavusdünyevi meseleler üzerinde çok daha büyük bir otorite ve iktidara sahip olsa bile diğer melekler ile aynı yapıya sahiptir. Hatta dünyayı kozmik yumurtanın parçalarını kullanarak yaratan, bizzat Melek-i Tavus’tur. Ezidiler İlah olarak Melek-i Tavus’u kabul ederler ve ona taparlar.Ateşe ve ışığa yönelip ibadet eden Ezidilerin yiyecek giyecek seçimleri de vardır. Yiyecek seçimleri, reenkarnasyona inanmaları ile bağlantılıdır.

Ezidi dininin piri olarak görülen Adeviye Tarikatı’nın kurucusu Adiy bin Müsafir, yaklaşık olarak 1075 yılında Lübnan’da Bekaa vadisinde Beyt-i Far köyünde dünyaya gelmiştir. Kendisi Kadiri tarikatında seyr u süluk yapıp Abdülkadir Geylani ile beraber hacca gittikten sonra Laleşvadisinde inzivaya çekilmiştir. 1162 yılında ölmüştür. Türbesi Laleş’tedir. Yezidiler hac için Laleş’e giderler. Adevi tarikatında, Hasan bin Adi ile birlikte yeni bir hareketlilik başladı. Yezidilerin kutsal kitaplarından biri olan “Mıshefa Reş”(Kara Kitap) Şeyh Hasan tarafından yazılmıştır. Bu kitap Kürtçenin Kurmanci lehçesiyle yazılmıştır. Diğer ve ilk kitap ise “Kitab’ul Cilve”(Tecelli Kitabı) ise Adiy bin Müsafir ölmeden önce kâtibi Fahreddin’e yazdırmıştır. Bu kitap 500 kelimeyi aşan küçük bir risaledir. Anlaşılan o ki Ezidiliğin kurumsallaşması, Şeyh Hasan bin Adi döneminde başlamıştır. Bu dönemdeki Moğol istilasının oluşturduğu keşmekeşlik Ezidilik inancının yerleşmesine zemin hazırlamıştır.

Ezidiler, Mezopotamya bölgesinde Müslüman Kürtlerden ziyade, Ermenilerle iç içe yaşıyorlardı. Ezidiler, kirveliklerini Ermenilerle yapıp, dostluklarını pekiştiriyorlardı. Hatta bazı Ezidi aşiretlerinin köken olarak Ermeni olduğu da sanılmaktadır. Mesela Ezidi Mendikan aşireti Ermeni kaynaklarında geçen Mandukianlar olduğu rivayet edilir. 1844’te Kafkasya’ya vali olarak atanan Prens Mikhail Vorontsov verdiği bir ziyafette Ezidi Timur Ağa, valinin iltifatına mazhar olunca ve Ermeni edebiyatının öncülerinden biri olan Khaçatur Abovyan’ın dikkatini çekmiştir. Timur Ağa ile dostluklarını ilerleten Abovyan, Ezidi ve Ermeni topluluklarının pek çok ortak geleneği olduğunu gördü. Böylece Ezidi dininin, onuncu yüzyılda Ermeni Kilisesi içinde meydana gelen bir ayrışmadan türemiş olduğuna inanmıştı.

Rusların kuzeyden Anadolu’ya girişlerini ile bazı Ezidiler, 1828-29 savaşında müttefikleri Rusların çekilmesi ile beraber onlar beraber Erivan’a taşındılar. 1877’deki başarısız Rus saldırısından sonra yaklaşık 3 bin Ezidi Rus askerlerinin peşi sıra sınırı geçip Erivan’a yerleşti. Bu tarihte Erivan’da Ezidi sayısı yaklaşık 8 bin olmuştu. Bu tarihten sonra 1879-1882 tarihlerinde 2 bin kişilik bir grup daha göç etmişti. Ermenilerin Doğu Anadolu’da devlet kurma hayaline kapılması ve bunun neticesinde Devletin baskısına maruz kalmaları Ezidileri de huzursuz etmişti. Çünkü Ermenilerin maruz kaldıkları muamelelerden onlar da nasibini alıyorlardı. 1918’de Kars’ın alınmasını müteakip Osmanlı’da kalmak istemeyen bir diğer kalabalık grup –ki Tehcir Kanunu’ndan sonra Doğu Anadolu’dan Kars’a gitmişlerdi- Erivan’a göç etmişlerdi. 1926 nüfus sayımı, Sovyetler Birliği’nde 14.523 Yezidi’yi gösteriyordu.

Kürt nüfusunun %5’inden azını oluşturan Ezidiler, Laleş’teki en kutsal Yezidi tapınaklarının bulunduğu Irak’ta, Musul’un kuzey doğusunda, Cebel-i Sincar’dan Duhok kadar olan bölgelerde yaşamaktadırlar. Suriye’e  İŞID saldırılarına kadar çok sayıda Ezidi’nin bulunduğu Suriye’de, Cezire’den doğuya Cebel-i Sincar tepelerine ve Halep’in kuzey batısında İfrin’e doğru uzanan bölgelerdeki kesimlere dağılmışlardı. Ezidi nüfusun yoğun olduğu diğer bir bölge de Kafkaslardır. Tüm Kafkasya’da yaşayan Kürtlerin yaklaşık olarak dörtte biri Ezidi’dir. Ermenistan’da ise Ezidi Kürt sayısı burada yaşayan ve başka dinlere mensup olan Kürtlerin sayısından çok daha fazladır. Türkiye’de Yezidiler, Mardin, Siirt, Antakya, Gaziantep ve Şanlıurfa’da kendilerini gizleyerek yaşamaktadırlar. 1910 yılında yapılan bir nüfus sayımında Türkiye’de 100 bin, Musul, Hakkâri, Sincar ve Kafkasya’da 25 bin Yezidi olduğu tespit edilmiştir. Türkiye’de 1977’den sonra Yezidilere tekrar baskı uygulanmaya başlanmıştır. Sadece Almanya’da sığınmacı olanların sayısı 8.000 civarındadır. Özellikle Horasan bölgesinin Koçan ve Dergez şehirleri arasında ve Azerbaycan bölgesinde olmak üzere, İran’da da görece küçük bir Yezidi nüfusu bulunmaktadır.

1915 Tehcir Kanunu sadece Ermeniler için çıkarılmış bir kanun değildir. Bu kanundan Müslüman olmayan diğer unsurlar olan Ezidiler ve Süryaniler de nasibini almış ve Ermenilerle aynı kaderi paylaşmışlardır. Ezidiler soydaşları olan Kürt Hamidiye Alaylarının zulmüne maruz kalmışlardır. Öz be öz bu memleketin evladı olan Ezidiler Tehcir ile beraber vatanlarını terk etmek zorunda kalmışlardır.

Ermeni Tehcirinin konuşulduğu bu günlerde Ezidileri hatırlamak ve Onların haklarını da savunmak gerekiyor.

Benden hatırlatması.