Seçimim Kaybedeni!

  “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Çektiğim alamı bir ben, bir de Allah’ım bilir.” Fuzuli’nin bu bir kaç mısraını yaralarıma merhem diye sürüp, bir kaç siyasi kelam etmeye niyetlendim. Zira gönül susmama razı olmuyor. *** Üzülerek söylüyorum ki, bu hafta yapılacak seçimin tek kaybedeni var. Sayın Dâvutoğlu. Zira mektepli bir siyasetçi olarak Sayın … Okumaya devam et Seçimim Kaybedeni!

Önce Üzerindeki Elbisenin Hesabını Ver

    İslamcı Hükümet, Mâkul Şüphe’ye dayalı bir hukuk sistemini hayata geçirmek için olağanüstü bir gayret gösteriyor. Belli ki olağanüstü şeylerin olacağını düşünüyorlar. Olağanüstü şeylerin olmasını engellemek için de, olağanüstü kanun ve yetkilere ihtiyaç hissediyorlar demek. *** Madem hükümet, İslam vurgusunu sık sık yapıyor, Makul Şüphe uygulamaları İslam’a uygun mu acaba? Hakeza gösteri ve protesto … Okumaya devam et Önce Üzerindeki Elbisenin Hesabını Ver

Ak Parti ve Diyanet İşleri Başkanlığı

  Ak Parti’nin İslam’a en büyük zararı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Teşkilatı’na İslam’ı temsil meşruiyeti kazandırmasıdır. Haddi zatında Mustafa Kemal Atatürk tarafından başlatılan modern ve yeni bir din inşa etme projesi, Diyanet İşleri Başkanlığı’na, İslamcı Ak Parti tarafından toplumsal meşruiyet kazandırılması ve statüsünün güçlendirilmesi ile hedefine ulaştırılmış oldu.   Hazindir ki, bir zamanlar Devlet’in imamları … Okumaya devam et Ak Parti ve Diyanet İşleri Başkanlığı

İslamcıların Erdoğan İle İmtihanı

  Yakın tarihte çok örneğini gördük. Partallaşmış, dünyada ve ülkesinde itibar kaybetmiş Ortadoğu liderleri bir bir tarihin çöplüğüne atıldı. İsimleri insan hakları ihlalleri, yolsuzluklar ve ahlaksızlıklarla anılan Saddam, Kaddafi ve Mübarekgibi güya muktedir diktatörler hızlı bir şekilde etkisiz hale getirildi ve adları tarihten silindi. Silinmekle kalmadılar, arkalarından da kötü bir nam bırakarak ayrıldılar.   Küreselleşmenin … Okumaya devam et İslamcıların Erdoğan İle İmtihanı

Dâvutoğlu İslam’ın Onurunu Kurtarabilecek mi?

  Eşref Edip, Bediüzzaman ile yaptığı bir görüşmede İstanbul  seyahatinden mustarip olup olmadığını sorunca Bediüzzaman “Bana ıstırap veren, yalnız İslâm’ın mâruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını … Okumaya devam et Dâvutoğlu İslam’ın Onurunu Kurtarabilecek mi?