Hoş geldin Ali Bulaç Ağabey

“Uzun bir aradan (26 ay) sonra tekrar yazmaya çalışmak kolay değil. Bazıları için yazmak hayatın olağan akışının bir parçası. Benim için bir “beyan!” İnsanı yaratan Allah, ona “beyan”ı da öğretti. Hem şifahen hem de kalemle, yani yazıyla.”Beyan”ın başka anlamları yanında insanın kendini ifade etmesi, ona bu yetinin verilmiş olmasıdır.”

Türkiye’nin yetiştirdiği nadide dimağlardan biri olan Ali Bulaç Ağabey, bu satırlarla, bizimle buluşma sözü verdi. Doğrusu heyecanla ve dört gözle yazmasını bekliyorum. Sadece ben değil, onbinlerin belki yüzbinlerin merakla beklediğini düşünüyorum.

(ARTIK BURADA YAZIYOR: https://alibulaccom.wordpress.com ) 

Yaratılışın en önemli neticesi ve meyvesi “Hayat”tır. Ve “Hayat” alemlerin Rabbi’nin en güzel mucizesidir. Aynı zamanda “Hayat” Allah’ın bütün isimlerine şahitlik etmesi ile O’nun varlığının da en büyük delilidir. Şuur ise Hayat’ın bir hülasası, akıl ve his de şuurdan süzülmüş birer hülasadır. Aklı ve hissi olan ise tefekkür eder. Yani Hayat’ın mucizelerine şahit olur. Bu aynı zamanda Hakk’a da şahitliktir. Hakk’ın şahitleri, şahitliklerini söze veya yazıya dökerler ve beyan ortaya çıkar.

“Biz ona görmesi için gözler, 

Gönlüne tercüman olacak bir dil ve dudaklar, vermedik mi? 

Ona hayır ve şer yollarını göstermedik mi?
Fakat o sarp yokuşu aşmaya çalışmadı.
(Böyle yaparak verilen nimetlerin şükrünü eda etmedi.) 

Sarp yokuş, bilir misin nedir?” (Beled: 8 – 12)

Gören gözlere, dil ve dudaklara sahip olup da hakikat bilgisine ulaşanlar…

Evet Hakk’ın bu şahitleri önlerine çıkan sarp tepeleri aşıp şahitliklerini ifa ve ifade edeceklerdir. Muhakkak ki Ali Bulaç Ağabey de Hakk’a şahitlik edenlerdendir ve olmaya devam edecektir.

Eskiden müstebitlerin kimi beyana karşı idi, kimi fikre.

Şimdilerde Hayat’a karşı çıkılıyor.

Hayat ile mücadele ediyorlar.

Hayat’ı öldürmeye çalışıyorlar.

Çünkü Hayat’a tahammülleri yok.

Halbuki Hayat, Rububiyet’in en büyük mucizesi.

Hayat ölümsüzdür.

Çünkü, Hayat ölümden sonra geldiğinden öldürülemiyor.

“Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını denemek için, ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O azîzdir, gafurdur.” (Mülk: 2)

İşte bu Hayat düşmanları Allah’ın kendilerine verdiği her günü Hayat’ı yok etmek için harcıyorlar. Sevmedikleri, kendileri gibi düşünmeyenleri yokluğa mahkûm etmek için “Medeni Ölüler” listesi hazırlıyorlar.

O listeye giren talihlilerden biri de Fehmi Koru Ağabey idi.

Zavallılar zannettiler ki, onu listeye alırsak ne bir daha konuşabilir ne yazabilir. Ne de kimseye sesini duyurabilir.

Hayat’ı bilmediklerinden, tanımadıklarından Hayat’ın mutlaka bir yolunu bulup, mucizelerini herkese göstereceğini düşünemediler.

Sesini kestiklerini düşündükleri Fehmi Ağabey’in sesinin daha da gür çıkacağını tahmin edemediler.

Aldandılar. Çünkü insan aldanan bir varlıktır.

Fehmi Ağabey kendi adında bir site kurdu. Şimdi oradan bütün dünyaya sesini duyuruyor. Hem daha özgür hem daha gür.

Bakıyorum muteber haber sitelerinin neredeyse tamamı fehmikoru.com’dan günlük alıntı yapıyor. Dolayısı ile onun sesi milyonlara ulaşıyor.

Belki yüzbin satan bir gazete onu kaybetti ama milyonlarca kişi onu kazandı ve ona kulak veriyor şimdi.

Evet şimdi, kim kazandı, kim kaybetti?

Ali Bulaç Ağabey de yakında yazmaya başlayacağının müjdesini verdi.

Onun da en az Fehmi Koru Ağabey kadar takip edileceğinden şüphe etmiyorum.

Hayat’ın düşmanları bir kez daha kaybedecekler.

Tekrar Hoş Geldin Ali Ağabey.

 

 

 

 

Reklamlar