İlk Taşı Hiç Günahı Olmayan Atsın

 

-Azizim bugün şansın yerinde, ya hep yek geliyor, ya da dü şeş. Nedir bunun sırrı? Bize de anlat, biz de bilelim.

-Onu geç de üstadım, bu Paris’te çıkan dergi var ya, çarli midir, nedir? Yıllardır dinimize küfredip duruyor. Bence başına geleni hak ediyor.

-Azizim az bile söyledin. Geçen bizim bakkal da söyledi. Adamlar Kur’an ayetleri ile dalga geçmişler.

-Nasıl yani üstadım?

-Orada öldürülenlerden biri. Cabut mu çaput mu belli değil. Özellikle Bakara Suresine kafayı fena takmış. Bakara inek anlamına geldiği için, fena makaraya alıyormuş!..

-Vay kafir, müstahakkını bulmuş desene! azizim.

-Evet üstadım.

-Yine dü şeş. Bu sefer kaçarın yok, ona göre, nargileler senden.,

-Bak üstadım bu zındıklara karşı yeterli tepki koymazsak, maazallah ne din kalır ne iman.

-İyi dedin azizim. Ben de duydum. Dergide öldürülenlerden biri de, bir karikatürde dinimizin en temel şiarlarından olan Ezan ile dalga geçiyormuş. Üstelik de münafığın ismi Mustafa imiş.

-Nasıl yapmış münafık?

-Minareye hoca kılıklı birini çıkartmış. Haydi yalana, haydi dolana… dedirtmiş.

-Bak, söylüyorum üstadım, bunlara karşı cihat etmemiz şart. Yoksa ne din kalır, ne iman.

-Üstadım sana söz ile cihat yetmez, gerekirse dünyayı başlarına yıkmak lazım. Baksana Sultan Abdülhamit zamanında böyle bir tiyatro yapmışlardı da, Abdülhamit onlara dünyayı dar etmiştir.

-Evet azizim, dergide Elsa adında biri vardı. Bir karikatürde inanamazsın ama Hazreti Peygamberi (AS) kibirli olmakla suçluyordu. Tevazu abidesi Efendimize bu nasıl söylenir. Bu ne saygısızlık? Azizim. Öldü de, kurtulduk adamdan.

-Üstadım adamlar okumadan, araştırmadan, sırf düşmanlıklarından atıp tutuyorlar. Nasıl olsa sattıkları malın bir alıcısı var.

-Haklısın azizim. Bunlar zır cahil.

Bu arada beni lafa tuttun, oyunu alıyorsun, farkında değilim sanma.

Azizim yemeği de sen ödeyeceksin anlaşılan. Gidişatın kötü, benden söylemesi.

-Üstadım bir de bunların içimizdeki uzantıları, utanmadan sıkılmadan Çarli Dergisini mübarek memleketimizde de çıkarmaya çalışıyorlar.

Yahu bu resmen cami duvarına işemeye benziyor.

-Azizim bu dinsizlere haddini bildirmemiz lazım.

-Evet üstadım bunlara haddini bildirelim ki, sittin sene bu topraklara gelmeyi bir daha akıllarından geçirmesinler.

-Mars oldun azizim. Yemek ve nargileler senden, malum kaybettin. Haydi hesabı öde de Cumhuriyet Gazetesini protestoya gidelim.

-Tamam üstadım…