İki Partili Sisteme Doğru

(Bu makale Taraf Gazetesinde yayınlanmıştır.)

7 Haziran seçimlerinden koalisyon çıktı. Bu hafta, seçilen milletvekilleri yemin edip göreve başlayacaklar. Koalisyon için teklifler ve görüşmeler çoktan başlamış oldu. Kim kiminle koalisyon kuracak sorusuna en çok, “Ak Parti ve MHP”cevabı veriliyor. Görüşmeler de bu minval üzerinde devam ediyor. “Pekala Ak Parti ile en sağlıklı ittifakı kim kurabilir?”sorusundan sonra, neden MHP’nin tercih edildiği sorusuna cevap vermeye çalışayım.

2002 yılından 2014 yılına kadar devam eden Ak Parti politikalarına bakınca, Ak Parti ile koalisyona en çok yakışan partinin HDP olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü, MHP’nin bir kesimi hariç, hemen hemen toplumun bütün kesimlerinin destek verdiği “Açılım”projesinin devamı ve Kürt sorunun çözümü için Ak Parti ve HDP’nin bir koalisyon kurması son derece önemlidir. Ak Parti’nin destek vermediği bir açılımın devam etmesinin olanağı gözükmemektedir. Eğer askerlerin tepkisinden çekinmeselerdi, Ak Parti’nin HDP ile koalisyon kurma olasılığından bahsedebilirdik.Ak Parti milletvekillerinin profiline bakıldığından MHP’ye uzak ve HDP’ye yakın oldukları hemen anlaşılır. Hatta MHP ile aynı fotoğraf karesine girmektense, siyaseti bırakmayı tercih edecek Ak Parti’li isimlerden bile bahsedebiliriz.

MHP’nin koalisyon ortağı olarak seçilmesinin en önemli sebebinin MHP’nin ve Ak Parti’nin artık devletin iki legal partisine dönüşmeleri ve devletin bekçiliğini yapmalarıdır. Sayın Erdoğan’ın kendilerini “Muhafazakar” olarak nitelemesi, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerini muhafaza” olarak anlamak hiç de yanlış olmayacaktır. MHP açısından ise bu ortaklık, kurdun fille yatağa girmesine benzemektedir ki, yataktan çıkınca MHP diye bir partiden söz etmek artık mümkün olamayacak.

Kanaatimce Sayın Erdoğan’ın bu koalisyondan elde etmek istediği en önemli sonuç, “İki Partili”yani “Başkanlık Sistemi”nin alt yapısını oluşturmaktır. Böylece ABD’deki “Muhafazakar Cumhuriyetçiler”yani “Neoconların”karşılığı olarak, “Muhafazakar Ak Parti” yerini alacak. Koalisyon neticesinde MHP diye bir partinin kalmaması için ellerinde yeterli materyal olduğuna kimsenin şüphesi olmasın. Koalisyonun, muhtemelen bütün başarısızlıkları, havuz medyasının da marifeti ile, MHP’nin sırtına yüklenecek ve MHP’nin imha süreci başlamış olacaktır. Ekonomi Bakanlığının MHP’ye verilecek olması son derece manidardır. Buna bir de Ak Parti’den MHP’ye kayan oyların anlamsızlığı eklenirse, baraj altında kalmak içten bile olmayacak. Başbakanlık koltuğuna oturmaya cesaret edemeyen bir Parti’nin liderine kim niye oy versin?

 Siyaseten yok olmuş bir MHP’den kayan oyların çoğunluğunun Ak Parti’ye gideceğini söylemek kehanet değildir.

Bu durumda, CHP-HDP kanadı ise “Cumhuriyetçi” bloğa mukabil “Demokrat”bloku oluşturacaktır. Zaten CHP ve HDP son zamanlarda yaptıkları dönüşüm ile “Demokrat”olma yönünde önemli işaretler vermektedir. Bu durumda bu iki partinin iktidar olabilmeleri, dindar ve muhafazakar kesime kucak açmalarına bağlı. Bu yönde bir değişim ortaya koymaları ile, tek parti çatısı altında olmasa bile, bir  demokrasi bloku inşa ederek iktidarı elde edebilmeleri mümkün. Böylece bu partiler, toplumun bütün kesimlerini temsil eden Türkiye partileri olabilecekler.

Bakalım İki Partilibir yapı için yapılan hazırlıklardan bir netice alınabilecek mi?