Seçimim Kaybedeni!

 

“Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.

Çektiğim alamı bir ben, bir de Allah’ım bilir.”

Fuzuli’nin bu bir kaç mısraını yaralarıma merhem diye sürüp, bir kaç siyasi kelam etmeye niyetlendim. Zira gönül susmama razı olmuyor.

***

Üzülerek söylüyorum ki, bu hafta yapılacak seçimin tek kaybedeni var. Sayın Dâvutoğlu. Zira mektepli bir siyasetçi olarak Sayın Dâvutoğlu, alaylı siyasetçiler karşısında herhangi bir varlık gösteremedi. Kader çok az kimseye altın tepside lider olma fırsatı sunar. Sayın Dâvutoğlu, kendisine bahşedilen bu fırsatı bir hezimete çevirerek kaybedenlerden oldu.

***

Yolsuzluklardan dolayı yıpranan bir partinin başına geçen Sayın Dâvutoğlu, eğer, Yeni Türkiye yerine, Yeni Ak Parti projesi hazırlayabilseydi, alicenap milletimiz kendisine yeni bir fırsat verebilirdi. Çünkü Yeni Türkiye denince halkın çoğunluğunun aklına yolsuzluk, hukuksuzluk ve yoksulluk geliyor. İdeolojilerin karın doyurmadığı bir zamanda yaşadığımızı unutmamak gerekiyor. Kol koparmaya niyet eden Sayın Dâvutoğlu, harama bulaşmış o kolları koparabilseydi, her şey çok farklı olabilirdi bugün.

***

7 Haziran seçimlerinde Sayın Dâvutoğlu ve Sayın Demirtaş bir partinin başında ilk defa seçime giriyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli ise yeni değiller. Sayın Demirtaş barajı geçebilirse, hem liderliğini tescil ettirecek, hem de Kürt Hareketini siyasi zemine, daha fazla çekerek, ülke barışına ciddi katkı sağlamış olacak. Bu yönüyle Sayın Demirtaş’ın başarısının Türkiye için hayati bir önem taşıdığını söylemek gerekiyor. Sayın Bahçeli ve Sayın Kılıçdaroğlu ise bir önceki seçim ile kıyas edildiğinde oylarını arttırdıklarından onların da başarılı olduklarını söyleyebiliriz.

***

Ama Sayın Davutoğlu, durumu diğer liderlerden farklı. Kendisi iktidar partisinin başında seçime giriyor. Eğer Sayın Dâvutoğlu, yıpranmışlığın verdiği doğal oy kaybını göze alarak, bir partinin, ilk defa seçime giren yeni lideri gibi davranabilseydi veya ona bu konuda müsaade edilseydi, o her halükarda girdiği bu ilk seçimden zaferle çıkan bir lider olabilecekti. Ama Sayın Erdoğan, kendi hususi mülkü gibi gördüğü partinin, yeni bir liderinin olmasını kabullenmediğinden meydanlara indi. Aslında Sayın Erdoğan’ın birinci önceliği Ak Parti’nin seçimi kazanması değildir. Onun birinci önceliği partisini kaybetmemektir. Sayın Erdoğan’ın Ak Parti’nin gerileyişini teyit eden beyanlarının bilinçli beyanlar olduğunu düşünüyorum. Bu durumda eğer Ak Parti seçimi kazanırsa, bu Sayın Erdoğan’ın yeni bir zaferi olacak. Ama seçimi kaybederse Sayın Davutoğlu’nun başarısızlığı olacak. Girdiği ilk seçimi birinci sırada bitirdiği halde başarısız bir lider olmak, çok acımasızlık olacak. Sayın Dâvutoğlu, maalesef, bu acımasızlığa maruz kalacak.