Ekonomik Savaştan Sonra Ne Olacak?

Ekonomist değilim. Ama yaşananları değerlendirebilecek bir muhakemeye sahip olduğumu ve doğru sorular sorarak resmin bütününü görebileceğimi düşünüyorum. Hükümetin tezlerinin inandırıcılığı konusunda ciddi şüphelerim var. İşin içinde başka hesapların olabileceğinden endişeliyim.

Hükümet ve bileşenleri -bileşenleri derken; bağımsız görünümlü bağımlı medya, sivil görünümlü resmi toplum örgütleri, devletin ciğerine kamışını salıp beslenen holding idarecileri, cemaat ve tarikat görünümlü resmi din tüccarları ile doğan görünümlü şahin…ler vs- “ekonomik savaş” kavramını çok sevdi. Trump dahil bir ABD’li yetkiliden savaş kelimesini duymadık çok şükür. Ama mezkur bileşenler tek taraflı olarak ABD’ye savaş ilan etmiş durumdalar. Benim endişem o ki Trump’ın da gaza gelip Türkiye’ye ekonomik savaş ilan etmesi. O zaman Venezuela’da olduğu gibi TL’den sepet örmeye başlarız.

Dolar mı yükseliyor, TL mi değer kaybediyor?
ABD’nin Türkiye’ye yaptırımlarına karşı çıkan devletler var. Mesela Çin, Rusya, İran, Pakistan ve Almanya gibi önemli ülkeler Türkiye’ye destek verdiler. Bu ülkelerin Türkiye’ye aşık olduğunu düşünecek kadar saf bir okuyucumuz yoktur sanırım. Elbette herkes kendi çıkarını düşünüyor.
Merkez Bankası verilerine göre (her yılın 31 Aralık tarihi esas alınmıştır) Dolar kuru:

2001 – 1.446
2002 – 1.642
2003 – 1.402
2004 – 1.348
2005 – 1.349
2006 – 1.328
2007 – 1.703
2008 – 1.529
2009 – 1.513
2010 – 1.553
2011 – 1.915
2012 – 1.791
2013 – 2.138
2014 – 2.323
2015 – 2.912
2016 – 3.538
2017 – 3.817
Şimdi- 6.500 civarı…

2002’de devralınan ekonomi 2010 yılına göre şöyle-böyle dengeli bir şekilde devam etmiş. Ama 2010 yılından itibaren istikrarlı bir gerileme söz konusu. Bu aynı zamanda Türkiye’nin evrensel hukuk standartlarından ayrılmaya başladığı tarihtir. İnsan hakları, evrensel hukuk kriterleri ve demokrasi gibi ekonomiyi dengede tutan değerler terk edildikçe Türk ekonomisinde de bir gerileme yaşanmış. Otoriterleşmenin şiddeti ile doğru orantılı olarak TL de değer kaybetmiş, insanımız fakirleşmiş.

Ocak’tan bu yana ise yaklaşık olarak % 45’lik bir değer kaybı söz konusu. Aslında Hükümet bu krizi bahane ederek devalüasyon yapmış durumda ve devalüasyonun faturasını Trump’a kesmiş vaziyette. Aslında bu bir aldatmaca. Trump krizi olmasa dahi başka bir vesile ile devalüasyon yapmak zorunda kalacaktı hükümet. Seçimin erkene alınmasının sebebinin ekonomik daralma olduğu söylenmiyor muydu?

Avrupa Eurosu : 4.51 – 7.50 İngiltere Sterlini : 5.08 – 8.40 Çin Yuanı 0.57 – 0.94
Rus Rublesi 0.065 – 0.097
İran Riyali 0.010 – 0.015
Pakistan Rupisi: 0.033 – 0.052

Bu tabloda net olan şu var: Türkiye’ye destek veriyor görünen ülkelerin para birimleri de TL karşısında yaklaşık % 50 değer kazanmış 2018’de. Hülasa ABD ile yaşanan krizde yükselen Dolar değil, TL’dir değer kaybeden. Bu Türk ekonomisinin, AKP döneminde yaşadığı erozyonu gösteren en önemli verilerden biridir.

ABD’nin Türkiye’ye bazı müeyyideler uyguladığını elbette biliyorum. Ama bu bir savaş değil. Savaş olarak görmek ve değerlendirmek son derece yanlış ve tehlikeli. Türkiye geri dönemeyeceği bir yola girebilir.

En belirgin ekonomik yaptırım Türkiye’den alınan çelik ve alüminyuma konulan vergi. İyi de Trump, daha şiddetli vergileri Çin ürünlerine de koyuyor. Benzer bir vergiyi kısa süre önce Avrupa menşeli otomotiv ürünlerine de koymakla tehdit etmişti. Ama Avrupa’dan kimse savaş kelimesini telaffuz etmemişti. Uzlaşmacı ve yumuşatıcı beyanlar yükseldi AB’den. Ve nihayet yapılan bir anlaşma ile vergi arttırımından vazgeçildi. Trump’ın gelmeden evvel yüksek sesle ilan ettiği ve bir müddet sonra uygulamaya konulan yaptırımlar, esasen, bu ölçüde Türkiye’ye zarar verecek kapasitede değil. Ama Türk parasının ve ekonomisinin çürük temelleri küçük bir sarsıntıda büyük yıkımlara sebep olabiliyor.

Diyelim ki Türkiye bu ekonomik krizi, şöyle böyle atlattı. Eğer ABD ile savaş devam edecekse sonra ne olacak? Bence Trump yine Türkiye’yi zayıf olduğu başka bir noktadan vuracak. ‘Hukuk’tan vuracak.Pek çok iddiayı herbirinin hukuksuz olduğunu ileri sürerek masaya koyacak…

Türkiye’yi zor durumda bırakmak ve ‘hukuka saygısız’, ‘hukuku sürekli çiğneyen’ bir ülke görüntüsüne büründürmek için nelerin, hangi olayların kullanılabileceği üzerinde düşününce sayısız konu başlığı buldum ve hepsini art arda sıraladım.

Emin olun onlarca başlık var ve istenirse ABD ve başkaları tarafından Türkiye aleyhine kullanılabilecek başlıklar bunlar…

Muhtemelen iki Bakana yapılan gibi Türkiye’den birçok siyasetçi, asker ve sivil bürokratın isimleri kırmızı bültenli listelere alınacak ve onlar hakkında tahkikatlar başlatılacak.

Hayal değil bu söylediklerim. Bunlara benzer davaları incelerseniz bu sonuçlara sizler de ulaşabilirsiniz.

İyisi mi, iş işten geçmeden, yargıda görülmekte olan davalarda ‘masumiyet karinesi’ni herkes için işletmeye başlamalı ve rahip Brunson’dan başlayarak yanlış yapıldığı ortaya çıkanlar serbest bırakılmalı.

Yoksa kendi ilan ettiğimiz savaşın üçüncü aşaması da uzak bir ihtimal değil.

Benden uyarması…