Papa’nın İstanbul Ziyareti

 

Cumhurbaşkanı’nın davetlisi olarak ve dini gayeler ile Türkiye’ye gelen Papa Francis ile Patrik Bartholomeos’un İstanbul buluşması ve Katolik ve Ortodoks kiliselerinin 1054 yılında birbirlerini aforoz ederek ayrılmalarından sonra, birleşme çağrısı yapmaları aklıma Kiliseler Meselesinigetirdi.

Hıristiyan dünyasını önce ikiye, daha sonra üçe ve daha fazla parçaya bölen mezhepler (Kiliseler) sorunundan en çok istifa eden devletlerden biri Osmanlılardır. Her ne kadar Hıristiyanların bu ayrılıkları, kendi teolojik farklılıklarından kaynaklansa da bu durum Müslümanların lehine olmuştur.

Rivayet edilir ki; İstanbul’un fethinde Bizans İmparatoru Papa’dan yardım istemiş, fakat Papa, Kiliselerin Birleşmesikarşılığında yardım etmeyi kabul etmiş. 4. Haçlı Seferi’nde İstanbul’u işgal eden Katolik Latinlerin, Ortodoks Bizans halkına yaptığı mezalim hafızalarda yer edindiğinden, halk “Kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz”,demiş ve bu durum fethi kolaylaştırmıştır.

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra Ortodoks ve Katolik ihtilafından istifade etmek için, Fener Rum Patriğine Ekümeniklikyani bütün Ortodoksların ruhani liderivasfını vererek Patriği himaye etmiş ve O’nu kendine bağlamıştır.

Kanuni Sultan Süleyman da Hıristiyan Birliği’ni engellemek için çalışmalar yapmıştır. Mesela Protestan hareketlere destek vermiştir. Casusları vasıtası ile Martin Luther ile temasa geçmiş ve O’na destek vermiştir. Fransa’ya bazı ayrıcalıklar vermesi de aynı politikanın sonucudur. Bu çalışmaların da etkisi ile Almanya’da Protestanlık, Fransa’da Kalvenizm ve İngiltere’de Anglikanizm doğmuştur. Hıristiyanlar parça parça olmuşlardır.

Osmanlı gerileme döneminde bile bu ihtilaftan istifade etmeyi bilmiştir. Mesela Karlofça Antlaşması ile kaybettiği Mora’nın Ortodoks halkı, Katolik Venediklilerin baskısından bunalınca Osmanlı Devleti’nden yardım istemiş ve Osmanlı Devleti bu topraklarını geri almıştır.

1878 Berlin Anlaşması ile Osmanlı Devleti, Balkan topraklarını büyük ölçüde kaybettiği halde, Balkan devletleri kendi aralarında var olan bazı sorunlardan dolayı Osmanlı Devleti’ne karşı ittifak yapamıyorlardı. Üstelik bu sorunlardan dolayı da birbirleri ile yaka paça oluyorlardı.

Bu sorunların en önemlisi şüphesiz Kiliseler sorunu idi. Bulgar kilisesinin Rum-Ortodoks kilisesinden ayrılmasından itibaren Makedonya’daki bir çok kilisenin kime ait olduğunun tartışıldığı, bir büyük sorun vardı. Bundan dolayı Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan arasında çatışma mevcut idi.

Sultan Abdülhamid saltanatı döneminde, Balkan devletleri arasındaki bu sorunu körükleyerek, bu devletlerin Osmanlı Devleti’ne karşı ittifak etmesinin önüne geçiyordu.

II. Abdülhamid’i tahttan indirip yönetimi ele geçiren İttihat Terakki yönetimi, bu kiliseler sorununu, çıkardığı bir kanunla 1911 yılında çözdü. İhtilaflı kiliselerin aidiyeti, nüfus nispetine göre tespit edilecekti. Aralarındaki en temel sorunun İttihat Terakki tarafından çözülmesinden sonra bir araya gelen Balkan devletleri, Osmanlı Devleti’ne karşı ittifak yaparak savaş ilan etti. Osmanlı Devleti de Edirne dahil büyük oranda toprak kaybına uğradı.

Tarihin bize anlattığına göre Hıristiyanlar arasındaki ihtilaf lehimize, ittifak ise aleyhimize olmuştur. Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Sultan II. Abdülhamid’in rağmına Cumhurbaşkanı’nın Hıristiyan Birliği’ni netice verecek bir toplantıyı himaye etmesi, tarihe ilginç bir not olarak düşmüştür.

ABD Başkan Yardımcısı Jeo Biden’ın Patrik’i ziyareti ve Ekümeniklik vurgusu yapması, Papa’nın da Birleşmeçağrısında bulunması yeni bir sürecin çoktan başladığını göstermektedir. Bu sürecin lehimize olduğunu söylemek ise biraz zor.