Kürtler Uykuda Değil

(Bu makale Taraf Gazetesinde yayınlanmıştır.)

Bundan yaklaşık yüz yıl önce Abdullah Cevdet,Kürdistan Teali Cemiyeti’nin yayın organı olan Jîn Dergisi’nde “Kürtler Uykuda Değil”başlığı ile bir yazı yayınladı. Yazıda; “Eski ideolojiler, eski siyasal ve sosyal ideolojiler çöküyor; başka ilkeler, başka önderler yükseliyor; akıl öfkeye egemen, karanlık aydınlığa mahkûm oluyor… Kürdler! Böyle bir çağın böyle bir kıyametinde uyumak mümkün müdür? “Ey Kürd, uyan”  diye bağırmaya ben gerek görmem. Çünkü eğer Kürdler uykuda, hâlâ uykuda iseler, çoktan, pek çoktan ölmüşler demektir.

Kürd uyanıktır ve kendisini yüzyıllardan beri uykuya çağırmış̧ ve kendileri de uykuya dalmış̧ olan efendileri de uyandıracaktır.

O, kendisine suikast etmiş̧ olanlara iyi niyetle karşılık verecektir. Biz öyle bir çağda yasıyoruz ki bir saat uyumak, bir ulus için ölmektir.’ (23 Ekim 1918)

Kürtler Meşrutiyet ve Milli Mücadele döneminde Osmanlıcılık ideolojine bağlı kalmışlardır. Osmanlı Devleti içinde Kürt olarak varlıklarını devam ettirmeyi düşünmüşler ve Osmanlı Devleti’nin bekası için mücadele vermişlerdir. I. Dünya Savaşı yıllarında cephelerde 300.000 Kürt can vermiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde vermiş oldukları söze sadakat içinde Milli Mücadele yıllarında da canhıraş bir mücadele vermiş, bu uğurda çok şehitler vermiş ve çok kişi de gazi olmuştur.

Ancak Milli Mücadeleden sonra, Mustafa Kemal’in Türk kimliğine dayalı bir ulus devlet kurmak için  çalışmalara başlaması ile Kürtler aldatıldıklarını düşünmeye başlamışlardır. Kürtler Cibran Aşireti Miri Halit Bey’inliderliğinde Azadiadında bir örgüt kurmuşlar ve Kürtlerin hakları için mücadeleye başlamışlar. Aşiret Mirleri ve Ağaları, Mebuslar, Hamidiye Paşaları, Kürdistan Şeylerinden oluşan bu örgütün farkına, Mustafa Kemal varmış ve örgütün liderleri bir bir tutuklanmaya başlanmıştır. Şeyh Said provokasyonu ile örgüt görünür olmadan tamamen yok edilmiştir.

Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren resmi bir hüviyet kazanan Türk-Kürt kardeşliğine Kürtler ihanet etmemişlerdir. Bu kardeşliği bozanlar Kürtlerin kimliğini ve varlığını inkar edenler, Kürtleri yok olmaya mahkum edenlerdir.Yaklaşık yüz yıldır Kürtleri cehalet ve fakirlik bataklığına sürükleyen resmi zihniyet bu kardeşliğe en büyük darbeyi vurmuşlardır. Bakmayın yüz yıl sonra Kürtlerin oylarına göz dikip Kürt-Türk kardeşliği muhabbeti yapanlara. Aslında bu kardeşlik muhabbeti yapanlar Kürtleri asimile etmek isteyen devlet zihniyetinin kendini yeniden yorumlamasında başka bir şey değildir.

Geldiğimiz noktada, Yeni Devletin Yeni Temsilcileri çok başarılı bir şekilde bütün Kürtleri terörün kucağına itmiş ve bütün Kürtlerin taleplerini de terörist talepler olarak lanse etmiştir. Kürtlerin hakları Başkanlık hesapları, planları, şahsi ikbal pazarlıklarına meze yapılmıştır. Geldiğimiz nokta, Kürtler için söylenen şey “Ne istediler vermedik, neleri eksik” sözüdür.

Artık dünya yeni bir çağın, yeni bir inkılabın rüyalarını görüyor. Yüzyıllık bayat planlar ile Kürtleri tekrar uykuya döneceklerini sananlar yanılıyorlar. Kürtler çoktan uyandı. Artık Kürtler dünyanın her yerinden seslerini Kürtçe olarak yükseltiyorlar. Amerika’dan Avrupa’dan, Rusya’dan, İstanbul’dan, İzmir’den, Ankara’dan, Yozgat’tan, Trabzon’dan, Antalya’dan, Edirne’den ve Hakkari’den seslerini dünyaya duyuruyorlar, uyumadıklarını, düşündüklerini dünyaya haykırıyorlar. Artık bu sesi kesmek mümkün değildir.

Şimdi önümüzde yeni bir seçim var. Bazı insanlar kardeşlik masalları ile Kürtlerin ikballerini almaya çalışacaklardır. Ama, Türkiye’nin her yerinde yaşayan Kürtler kendi haklarını savunan partiye oylarını vermeye karar vermişlerdir. HDP’nin barajı geçmesi ve Türkiye’nin her yerinden meclise Kürtleri hatta Türkleri temsil edecek vekiller göndermesi Türkiye’nin sosyal barışı ve demokrasisi için son derece önemlidir.

Anlaşılan tarihimizin yüzyıllık demokrasi mücadelesini kazanan Kürtler olacak ve Türkiye’nin tam demokrasiye geçişini sağlayacaklardır.

Demokrasiye destek vermek isteyen Türklere duyurulur…