Sandıklar Ne Kadar Güvenli

Sandıklardan çıkan sonuçlar, vatandaşların iradesini ne kadar yansıtıyor?

Vatandaşların iradesinin, yönetime ve yönetim sistemine yansıması için uygulanan bir çok seçim sistemi vardır.

Türkiye’de 1995 yılından bu yana “Ülke Barajlı d’Hont Sistemi” uygulanmaktadır. Milletvekili seçiminde uygulanan bu sisteme yönelik iki önemli eleştiri vardır:

İlk eleştiri: Milletvekili adaylarının parti genel merkezleri ya da parti liderleri tarafından belirleniyor olması. Dolayısı ile milletvekillerini halk değil, parti lideri seçiyor demektir.

İkinci eleştiri: Seçim barajının %10 gibi yüksek bir oranda olması. Mesela % 9.9 altında oy alan bir kaç parti dahi olsa mecliste temsil edilemeyebilir. 2002 seçimlerinde toplam %50 oy alan Ak Parti ve CHP, milletvekillerinin neredeyse tamamını elde etmişlerdi. 9 sandalyeyi ise bağımsız adaylar kazanmıştı. Halkın yarısının iradesi baraja takılmış ve mecliste temsil edilememişti.

Şimdi bu seçim sisteminin kendisinden kaynaklanan arızalara ek olarak seçim veya halk oylamasına dışarıdan yapılan müdahaleler seçim sonuçlarını tartışmalı hale getirmektedir.

Son ABD başkanlık seçimlerine Putin’in müdahale edip etmediği, seçimin üzerinden beş ay geçmesine rağmen, ABD kamuoyunda hala tartışılmakta ve yasal soruşturmalar devam etmektedir.

İngiltere’de yapılan Brexit referandumuna da Rusya’nın müdahale etmiş olabileceği, kısa bir süre de olsa gündeme geldi.

Diğer taraftan ABD’nin Türkiye dahil, başka ülkelerde yapılan seçimlere müdahalesini, Ocak Medya’nın dikkatli okurları hatırlarlar.

16 Nisan günü yapılan referanduma Rusya, ABD veya başka bir gücün müdahalesi oldu mu? bilmiyoruz. Ama Yüksek Seçim Kurulu’nun kendisi normal sürecinde devam eden bir seçime, şaibe karıştıracak bir müdahalede bulundu. Seçim Kanunu’na aykırı olarak mühürsüz zarfların ve oy pusulalarının kabul edileceğini ilan etti. Muhtemelen bir kaç sandıkta mühür vurmayı unutmuş sandık görevlilerini kurtarmak için bütün bir seçime gölge düşürüldü.

Evet tercihini yapmış milyonların emeği Türkiye ve Dünya kamuoyunda zayi edildi.

1946 yılında yapılan genel seçimlerde “Açık Oy-Gizli Tasnif” sayım yapıldı. Bu düzenlemeden dolayı şaibeli seçim olarak tarihe geçmiştir. YSK’nın 16 Nisan Referandumuna müdahalesi 1946 tarihinde yapılan müdahale ölçüsünde önemli ve tarihi bir müdahaledir. Bu müdahalelere; devletin, vatandaşın iradesine müdahalesi olarak da bakmak mümkündür.

Bilindiği üzere Anayasalar, toplumların birlikte yaşama iradelerini yansıtan sosyal kontratlardır. Toplumsal sözleşme veya toplumsal uzlaşmalardır. % 50 veya 52 ile kabul edilmiş bir metin, toplumsal uzlaşı metni olmaktan uzaktır. Hele hele elde edilen o % 51’e bile, şaibe bulaşmışsa…

Böyle bir metin, toplumda ciddi yarıklara sebep olma potansiyeline sahiptir.

Mevcut düzenleme toplumsal bir uzlaşma metni olmadığından, doğuracak yükümlülükleri paylaşma konusunda, müşterek bir irade bulmak mümkün olmayacaktır. Halkın yarısı için Türkiye’nin açık bir cezaevine dönmesi, diğer yarısı için de o cezaevinin gardiyanları olma gibi bir durumun ortaya çıkması içten bile değildir.

Keşke YSK müdahale etmeseydi…