Diri Diri Gömülen Kız Çocuğu veya Mahpus Bebekler

Allah’ın bütün mevcudata merhameti ile muamele ettiği rahmet ayı Ramazanı hep beraber idrak ediyoruz. Allah’ın alemlere en büyük hediyesi olan Kur’an bu ayda nazil olmuştur. Bu ayda her zaman olduğundan daha fazla Kur’an’a bir teveccüh olur ve inananlar ondan istifade etmeye çalışırlar.

Her okuduğumda beni farklı duygulara sürükleyen ayetlerden biri de Tekvir Suresi’ndedir. Hani Abdüssamed’in bir nefeste ilk dokuz ayetini okuduğu Tekvir Suresi... Kıyametin kopuşunun tasvir edildiği ilk yedi ayetten sonra, benim vicdanımı kanatan o ayetler gelir. Sanki kıyametin kopuşunu gerektirecek bir olay anlatılır…

Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman…”

Nahl Suresi bu Cahiliye adetini şöyle tasvir eder.

“Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında mı tutacak, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!”

Cahiliye Dönemi, ilmin zıddı olan bir dönem değildir. Bilakis o dönem imanın ve adaletin zıddı olan bir dönemdir. Bir zulüm dönemidir. Mehmet Akif o dönemi şöyle tasvir eder:

“Bir kere de, ma’mure-i dünyâ, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin
Salgındı, bugün Şark’ı yıkan, tefrika derdi.”

Bugünler de Cahiliye adetlerinin hortladığı bir dönem gibi. Gün geçmiyor ki sosyal medyada insanın vicdanını parçalayan haberlerle karşılaşmayalım. Doğumhane kapılarında bekleyen terörle mücadele polisleri, lohusa kadınları yeni doğmuş bebekleri ile beraber göz altına alıyor, bazıları da bebekleri ile beraber tutuklanıyor.

Kaderin cilvesine bakın ki, orduevlerinin duvarının önünden bile geçmesi yasak olan başörtülü kadınlar, darbeye teşebbüs etmekten dolayı tutuklanıyorlar.

Ne garip bir çelişki…

Tekvir Suresi’nin o ayetlerini okurken ister istemez dilimden şu cümleler döküldü:

Yeni doğan kundaktaki bebeklerin, hangi günahtan ötürü hapsedildiği sorulduğu zaman…”

İşin en acı tarafı ise; ellerinde Kur’an, dillerinde Allah kelamı olan bir iktidar döneminde bu tür olayların yaşanıyor olması. Sırf bundan dolayı, neredeyse kıyamet kopacak…

Saadet asrında hamile bir kadın, Allah Resulüne müracaat edip suçunu itiraf etmişti. Kadın vicdan azabı içindeydi ve cezasını çekip, temizlenmek istiyordu. Cezasını çekmiş bir şekilde Allah’ın huzuruna çıkmak istiyordu.

Allah Resulü kadına “…git tövbe et, Allah’ın affetmeyeceği suç yoktur” deyip kadını cezalandırmak istemedi. Ama kadın defalarca rahmet peygamberine müracaat edince; şefkatli Nebi, karnındaki bebeğe bakıp, ona yine dokunmadı ve git bebeğini doğur, emzir ve büyüt dedi. Nihayet bebek kendi başına yemek yeme çağına gelince, yine kadının ısrarı üzerine, cezası infaz edildi.

İşte İslam’ın suçlu kadın ve çocuğa yaklaşımı budur. Bunun dışındaki her muamele cahiliye adaletidir.

İslamcı olduğu iddia edilen bir iktidar döneminde, kadın ve bebeklerin/çocukların hapishanelere doldurulması bana o dönemde yaşananları düşündürüyor.

Umarım bu rahmet ayında suçu sabit olmayan bütün kadınlar ve bebekler/çocuklar salıverilir ve anneler evlatları ile beraber bayram yaparlar.