AKP Var AK Parti’den İçeru

Prematüre Darbe!

İleri derecede prematüre…

Sayın Hulusi Akar’dan öğrendik: TSK bir anomali bebeğe gebe imiş. Bundan dolayı TSK’ya suni doğum sancıları verilmek sureti ile ölü doğum yaptırılmış ve çok kan akmış. Neyse ki, anne ölmedi. Ama kan kaybından dolayı yoğun bakımda…

Halbuki bebek tedavi edilebilir veya cerrahi müdahale ile aldırılabilirdi. Ne hikmetse, bunlar tercih edilmedi.

Asıl sorulması gereken sorulardan biri de şuydu bence: “Sayın Akar, bu kararı kimlerle istişare ederek aldı?”

Belki bir gün sorulur!..

15 Temmuz Darbe Komisyonu Raporu’na, CHP ve MHP şerhlerini koydular. Darbenin siyasi ayağına vurgu iki partinin paylaştığı ortak nokta.

“Siyasi Ayak” meselesi aslında çok önemli. Muhtemelen darbeyi planlayanların ikinci adımı siyasi ayak meselesinde gizli. Siyasi ayak tartışmalarının hedefinin ise, AK Parti’nin kurucu kadrosu olduğu gün gibi ortada.

Oyun görünenden çok daha büyük bence..

Tam burada AKP ve Ak Parti arasındaki nüanstan bahsetmek istiyorum.

Sitemizin dikkatli okuyucuları, AK Parti’nin dört devresinden bahsettiğim yazıyı hatırlayacaklardır.

İlk iki dönem AK Partililer, üçüncü dönem berzah, dördüncü dönem ise AKP’liler dönemidir. Dördüncü dönem; AKP’lilerin AK Partilileri ve Türkiye’ye çağ atlatan icraatlarını inkâr ettiği dönemdir. Partinin büyük dönüşüm yaşadığı, çizgi değiştirdiği ve kendine yabancılaştığı dönem bu dönemdir.

Pekâlâ, AKP’liler ile AK Partilileri nasıl ayıracağız?

Bu iki kesimi birbirinden ayıracak birçok kriter bulmamız elbette mümkün.

İşte bunlardan biri:

AKP’li ve AK Partili arasındaki en belirgin fark, trollük meselesinde gizlidir. AKP’liler kitap okumaz, düşünmez ve birer trol gibi davranırlar. Slogan atar, bağırır-çağırır ve hakaret ederler. Neredeyse tamamı sonradan partiye girmişlerdir. Hatta her bir AKP’linin birer trol hesabı bile vardır. Oradan omuz omuza yürüdüğü AK Partililere bile saldırmaktan, hakaret etmekten geri durmaz.

AK Partililer ise birer dava adamı ciddiyeti ile davranırlar. Okur, analitik düşünür ve vakur davranışlar sergiler. İkinci bir trol hesabına da ihtiyaç duymaz. Ya hakikati söyler ya da susarlar. Tam bir devlet ricalidirler.

Bana göre son “Damatlar Tartışması” turnusol kâğıdı görevini görmektedir. AK Partililer, “tahliyelerin hukuk içinde olduğunu, tutuksuz yargılamanın esas olduğunu ve bu ilkenin herkese uygulanması gerektiğini” ifade ederken; AKP’liler ise bu tahliyelere karşı çıkmakta ve cezalandırmada adalet değil, intikam ve kurban arayışına girmektedir. Hatta damatlardan kayınpederlere ulaşmanın yollarını bile aramaktadır. Böylece darbenin siyasi ayağı bahanesi ile AK Partilileri partiden tamamen tasfiye etmeyi ummaktadırlar.

15 Temmuz sonrası siyasi hayatta yaşananlar, tarihimizde Şeyh Said Olayı sonrasında yaşanan siyasi olaylarla benzerlik göstermektedir. Şeyh Said Olayı’ndan sonra kurulan İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in bütün muhaliflerini ortadan kaldırmaya hizmet etmiştir. Mustafa Kemal’in Milli Mücadeledeki en önemli dava arkadaşları olan Kazım Karabekir ve Ali Fuad Cebesoy gibi isimler, Şeyh Said Olayı’nın siyasi ayağı denilerek, bu mahkemeler tarafından tutuklanmıştı. Hatta bir ara İsmet İnönü bile tutuklanmıştı da bu mahkeme tarafından. Sonra Mustafa Kemal’in tavassutu ile salıverilmişti.

Başbakanlardan birinin başına böyle bu durum gelirse şaşırmamak gerekir.

Ergenekon davaları görülürken siyasi ayak tartışmasının yaşandığını hatırlamıyorum. Bilakis MHP ve CHP, Engin Alan ve Dursun Çiçek gibi bazı Ergenekon tutuklularını milletvekili yapmak sureti ile hapishaneden çıkarmıştı. Kendi dava arkadaşlarına vefalı davranıp, sahip çıkmışlardı. Benzer hadiseler karşısında, AKP ile MHP ve CHP’nin duruş farkı, tarihi savrulmayı ve çizgi değişikliğini ortaya koymaktadır. Halbuki AKP, masumlar ile suçluları birbirinden ayıracak hassas bir adalet mekanizması kurabilirdi. Kurabilir ve 50 bin masum insanı, çoğu başörtülü kadın, çocuk ve bebeği zindanlara doldurmayabilirdi.

Oyun çok büyük beyler!..

15 Temmuz’un faturasını AK Parti ödeyecek, eğer çizgisine dönmezse.

Benden söylemesi…