CHP Ne Yapmak İstiyor

“CHP ne yapmak istiyor?” sorusunun cevabını bulmak için, CHP’nin katkı sunduğu birkaç olayı analiz etmek gerekiyor.

Birinci Örnek: Haklarında fezleke hazırlanmış milletvekillerinin dokunulmazlıklarının bir kereliğine kaldırılmasına dair kanun, TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’nin desteği ile kabul edildi. HDP’lilerin tutuklanması ile başlayan süreç CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanması ile devam etti. Kemal Kılıçdaroğlu 500 km yol yürüyerek bu olayı protesto etti. Bu sayede CHP, tarihinin en etkili muhalefetini yapma imkanını bulmuş oldu.

İkinci Örnek: 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü neticesinde Yenikapı Mitingi yapılmıştı. CHP lideri de Yenikapı’da kurulan platformda boy göstermiş ve darbecilerle mücadelede hükümete gerekli desteği vermişti. Darbe ve darbecilerle mücadele bağlamında CHP’nin hükümete desteği, Türkiye’de demokrasinin rafa kalkması ile sonuçlandı. Mesela CHP’nin ilk resmi yayın organı olan Cumhuriyet Gazetesi yazarları tutuklandı. CHP, Yenikapı mitinginin akabinde, “kontrollü darbe teorisi” ile hükümetin darbe ile mücadele adı altında yaptığı faaliyetlere muhalefet etmeye başladı.

Üçüncü Örnek: Barzani’nin yaptığı referanduma karşılık Irak ve Suriye’ye asker gönderme tezkeresinin süresi, CHP’nin desteği ile uzatıldı. Sonuçları henüz çıkmamakla beraber, bu desteğin de CHP’ye yeni bir muhalefet alanı sunacağını tahmin etmek zor değildir. Mesela 2019’da yapılması gereken seçimlerin uzun bir süre rafa kalkmasına sebep olabilecek bir sonuca muhalefet zemini…

CHP’nin katkı sunduğu bu üç örneğe iki yönden bakılabilir:

Madalyonun görünen yüzüne göre CHP, çok saf bir şekilde, hükümetin icraatlarının önünü-arkasını hesap etmeden, önce destek veren ve ortaya çıkan sonuçlara muhalefet eden bir parti görüntüsü çiziyor. Hatta bu durumun, CHP’nin muhalefetine süreklilik kazandırdığı bile söylenebilir. CHP kendi muhalefet argümanlarının oluşmasına zemin hazırlayan bir parti olarak, ilginç bir başarıya imza atıyor, sanki.

Muhalefetin görevi hükümeti denetlemek ve hata yapmasına engel olmak olduğuna göre CHP’nin başarısız bir parti görüntüsü sergilediği söylenebilir. İktidar partisi de, böyle bir muhalefet partisine sahip olmanın verdiği konfor ile pervasız bir şekilde davranmaya devam ediyor. Hatta bu durum, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden de daha büyük bir lütuf olabilir, iktidar partisi lideri için.

Madalyonun öteki yüzü ise biraz girift. CHP’nin seçimlerden iktidar olarak çıkabileceğine inandığını, sanmıyorum. Türkiye’nin toplumsal temayülleri buna imkân tanımıyor. Hal böyle olunca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi, kurduğu devletin iktidarını bir şekilde devam ettirmenin yollarını araştırmaktadır. Mesela 28 Şubat Post-Modern darbecilerinin siyasi ayağı CHP’nin içindeydi. Sandıktan gelmeyince, iktidarı başka şekilde sürdürmeyi denediler. Ergenekon’un da siyasi ayağının biri CHP’deydi.

AKP’nin son döneminde CHP, iktidarın muazzam hatalar yapmasının zemininin oluşmasına yardımcı olmaktadır. Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere CHP, iktidarın bütün dünyada ses getiren hatalarının aynı zamanda ortağı. Ama CHP iktidar partisi olmadığından bütün sorumluluk AKP’nin sırtında kalıyor ve fatura da AKP’ye kesiliyor. Bütün dünya, milletvekillerinin tutuklanmasından tutun da gazetecilerin tutuklanmasına kadar her şeyin sorumlusu olarak AKP’yi ve özellikle Sayın Erdoğan’ı görmektedir. Hatta Suriye ve Irak’taki İŞİD-PYD ile bağlantılı gelişmelerin faturası da Erdoğan’a kesilecek gibi duruyor.

CHP politikalarına buradan bakınca resim birdenbire değişiveriyor. Siyaseten başarısız gözüken CHP, AKP iktidarını yavaş yavaş dünyadan tecrit ederek, köşeye sıkıştırıyor. Tecridin doğuracağı ekonomik ve siyasi sonuçların kendisine yeni iktidar kanalları açmasını bekliyor.

Fehmi Koru’nun gündeme getirdiği “Yanal yol” ya da “lateral thinking” teorisine bir de buradan bakalım…