Silahların Gölgesinde Bir Seçim

Türkiye, 24 Haziran’da tarihi ve hayati öneme sahip bir seçime gitme kararı aldı.

Böyle bir giriş yaptım ama, amacım seçim sonuçlarının önemini anlatmak değil. Elbette seçim sonuçları hayati bir öneme sahip. Ama ben, neden Sayın Bahçeli’nin erken seçim talebinin, Sayın Erdoğan’ın baskın seçim tercihine döndüğüne dair bir beyin fırtınası yapmak ve bir komplo teorisi üretmek istiyorum.

Beni tanıyanlar komplo teorilerini sevdiğimi bilirler. Zaten hayat bir komplo teorisinden ibaret değil midir? Çözebilene aşk olsun.

Önce Nisan ayında meydana gelen bazı gelişmelere değinelim:

4 Nisan: Putin Türkiye’de. S400’lerin alımı erkene yani Temmuz 2019’a alındı.

13 Nisan: ABD, İngiltere ve Fransa Suriye’yi bombaladı. S400’ler bir işe yaramadı. Türkiye, Suriye’ye yapılan saldırıya destek verdi.

16 Nisan: NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Ankara’ya geldi.

17 Nisan: MHP Lideri Bahçeli Erken Seçim talebini açıkladı.

18 Nisan: Milli Savunma Bakanı Canikli 3000 kripto Fecünün (!) tespit edildiğini veTSK’dan KHK ile ihraç edilmesi için listenin Başbakanlığa gönderildiğini açıkladı.

18 Nisan: Erdoğan baskın seçimin tarihini açıkladı.

22 Nisan: 15 CHP’li vekil İYİ Parti’ye geçti.

24 Nisan: Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Abdullah Gül’ü adaylıktan vazgeçirmek için ziyaret etti.

Sadece bir ay içinde ve sıradan gibi görünen bu gelişmelere bakarsanız bile “bir dakika, n’oluyor” dersiniz.

15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’nin karakterini, 9 Mart Cuntası başlıklı yazıda 12 Mart Muhtırasına benzetmiştim. 12 Mart’ta NATO’cu askerlerin, Sovyet yanlısı askerleri tasfiye ettiklerini, 15 Temmuz’da da Ergenekoncuların NATO’cu askerleri tasfiye ettiklerini yazmıştım. Türkiye’nin Putin eksenine girdiğini de ifade etmiştim.

Türkiye’nin Putin eksenine girmesinden sonra çok şey değişti memlekette. NATO karşıtı yoğun bir propaganda yapıldı. NATO’dan ayrılma hiç gündemden düşmedi. ABD ile savaşmaktan bahsedildi. Yazıldı ve çizildi. NATO, ABD ve Batı Avrupa karşıtı bir kamuoyu oluşturuldu. Oluşturuldu ama Türkiye NATO’dan bir türlü ayrılamadı.

Afrin’e Rusya’dan destek alınarak girildi. Muhtemelen Rusya, Türkiye ile ABD’yi çatıştırmak istedi ama bu da mümkün olmadı.

Rusya, S400’leri de Türkiye’nin NATO ile arasını bozmak için veriyorMalumunuzTürkiye’de NATO’nun savunma sistemleri yani füzeleri mevcut. Bu füzeler NATO dışındaki ülkelere karşı, Türkiye’yi bir saldırıda koruyabilirler. O halde Türkiye S400’leri bir NATO ülkesinin saldırısına karşı alıyor demektir. İlk akla gelen tabiatı ile ABD oluyor. Akla gelen derken, bu zaten havuz medyasında yazılıp çiziliyor. Şimdilerde Yunanistan bile savaştan bahsediyor. Aslında NATO mesaj veriyor, Yunanistan üzerinden. Sakın ha!… diyor.  

NATO’nun Türkiye’de en az 200 Milyar dolarlık yatırımı var. Türkiye stratejik konumunu muhafaza ediyor. Bundan dolayı NATO, Türkiye’den kolay kolay vazgeçmez.  (NATO ile ilişkiler konusunda detay isteyenler “Türkiye NATO’dan ayrılabilir mi?” başlıklı yazımızabakabilirler.)

ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye müdahalesinin amaçlarından birisinin de, S400’lerin Batı silahları karşısında bir işe yaramadığını dünyaya -daha doğrusu Türkiye’ye- göstermek olduğunu söyleyebilir miyiz? Öyle değilse bile Erdoğan, S400’lerin bir ABD saldırısında bir işe yaramadığını görmüş oldu. S400’lerin büyüsü bozuldu bir anda. Rusya-İran-Türkiye ittifakını bozma pahasına Erdoğan, ABD’nin Suriye’ye müdahalesini alkışladı. Muhtemelen S400’lerden vazgeçilecektir.

Birkaç gün sonra NATO Genel Sekreteri Türkiye’ye geldi ve Türkiye ile NATO arasındaki buzlar erimeye başladı. Elbette benim gibi düşünen insanlar için bu iyi bir gelişme. Ama bu gelişmeden rahatsız olanlar da mevcut. Kim rahatsız bu durumdan: Ergenekon.

15 Temmuz ile NATO’cuları tasfiye eden Ergenekoncular bu son gelişmelerden oldukçarahatsız. Tasfiye sırasının kendilerine geldiğini görüyorlar. Ben Ergenekoncuların iç ve dış siyaseti iyi okuduklarını ve anladıklarını düşünüyorum. Kolay kolay aldatılabilecek insanlar değildirler. Aldanıyor gözükseler bile.

Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, TSK’da 3000 kripto cemaatçi tespit ettiklerini ve bunların TSK’dan ihraç edilmesi için listesinin Başbakanlığa gönderildiğini açıkladı. Bahçeli’nin erken seçim talebinin hemen ertesinde.

Aklı olan herkes bilir ki; artık TSK’da cemaatçi diye bir şey kalmadı. Bırakın TSK’da,Türkiye’de kalmadı. İzin verilse, cemaatin son ferdine kadar herkes Türkiye’yi terk eder. Yüz binlerce insan işinden edildi. On binlerce insan hapislere atıldı. Daha neler neler oldu. Hepsinden ötesi Türkiye’nin neredeyse tamamı cemaatten nefret ediyor. Erdoğan yarın af çıkarsa bile kimse, kendilerinden nefret edilen bir topluma dönmek istemez. Türkiye’de cemaat bitti.

Hal böyle iken yok kriptoymuş, yok mahremmiş, yok ultra öz hakiki secret cemaatçi imiş, peki bunlar ne? Bu isimlerle anılan kimselerin Erdoğan’ın kendilerinden endişe ettiği -daha doğrusu kendisine darbe yapacağından endişe ettiği- isimler olduğu biliniyor. Erdoğan, Erkenekon’dan kurtulmanın yollarını arıyor. TSK’da kripto diye Ergenekoncuları tasfiye etmek istiyor. Hazırlanan listeler işte bunlar.

Hiç değilse bana böyle geliyor.

2018 YAŞ’ı Erdoğan’ın yeni tasfiyeler yapacağı tarih. Kuvvetle muhtemeldir ki Devlet Bahçeli, bu tasfiyelerin önüne geçmek için erken seçim talep etti. Tarih de 26 Ağustos. Amaç, seçim kampanyasını YAŞ dönemine getirip, tasfiyeleri engellemek. Sayın Devlet Bahçeli’nin, erken seçim talebinin gerekçelerini sayarken, “Türkiye’nin, ABD, Fransa, İngiltere ile ilgili kurulan ilişkiler değişime uğramıştır. Ülkemizin Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçmesi acil bir hal almıştır” demesi son derece manidardır. Bu mesaj, Erdoğan’a “ne yapmak istediğini biliyorum” demektir.     

Yine kuvvetle muhtemeldir ki Erdoğan da restini gördüm ve arttırıyorum” diyerek 24 Haziran’ı seçim tarihi olarak belirledi. Amacı da YAŞ Toplantılarına, seçimi geride bırakmış ve Başkanlığı eline almış güçlü bir lider olarak girmek.

O halde erken seçim Ergenekon’un, baskın seçim de Erdoğan’ın planıdır.

Bana göre Erdoğan kararını NATO’dan yana vermiş gözüküyor. Kore ziyaretini de NATO ilegüçlü bir müttefiklik vurgusu için kullanabilir. NATO’ya son yılların en samimi ve güçlü mesajını verebilir. Benim beklentim bu yönde.

Erdoğan ürettiği propaganda malzemelerini de çok hızlı tüketen biri. Bu biraz da Erdoğan’ın kendi hızından kaynaklanıyor. 15 Temmuz’u tüketti. Afrin’in getirisini bile çok kısa sürede tüketti. Şimdi Erdoğan’ın yeni araçlara ihtiyacı var. Ergenekon’un darbe hazırlığı dillerden düşmüyor. Yeni bir darbeye karşı sivil direniş hazırlıkları da yapılıyor. 15 Temmuz gecesi yaşananlar birer prova gibi kalacak gözüküyor.

Gelelim Hulusi Akar’ın Abdullah Gül’ü ziyaretine. Tarihe şöyle bir kayıt düşerek başlayalım:

24 Nisan 2018’de Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına aday olmasını engellemek amacıyla kendisini ziyaret etmiştir. Budurum, Gül’ün asker ile ilk karşı karşıya gelişi olmadığı gibi, askerin de siyasete ilk ve son müdahalesi değildir. 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’nin üzerinden henüz iki yıl geçmeden asker, siyasete yeni bir müdahalede bulunmuştur. Bu durum 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’nin hedefini ve başarılı olup olmadığını bir kez daha tartışmaya açmıştır.

Bu ziyaretin büyük resimdeki yeri şöyledir: “Durum bildiğin gibi değil. Çok sıkıştık ve büyük hadiseler olabilir. Eski bir dost olarak söylüyorum, dışarıda kal.”

Komplo dedim ya baştan… Yazdıklarımı bu gözle okuyun…