Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi

“Beşer tarihinde bizim şu milletimiz kadar kendi âbâ u ecdâdına düşman ikinci bir millet gösteremezsiniz. Her milletin sonradan gelenleri, önce gelmiş geçmiş seleflerini ister ilim adamı, ister içtimâiyatçı, isterse bir veli olsun alkışlamış ve tebrik etmiştir.” Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Mevkıfü’l-akl ve’l-ilm ve’l-âlem min Rabbilâlemîn isimli eseri.

Zaman Mustafa Sabri Efendi’yi bir kez daha haklı çıkardı maalesef. Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin, Tokatlı olmasından mülhem, ismini Tokat’taki bir İmam Hatip Lisesi’ne vermişlerdi. Hükümet gelen tepkiler karşısında direnmek bir tarafa düşüncesini bile reddederek, okulun adını anında değiştirdi.

Eğer İmam Hatip Liselerine düşünürlerin adı verilecekse, en evvel akla gelmesi gereken bir isimdir Mustafa Sabri. Ve eğer muhafazakâr olduğunu iddia eden bir iktidar bunu savunamayacaksa; muhafazakarlık adına savunabileceği ne bir iddiası, ne de gücü kalmış demektir.

Mustafa Sabri Efendi, hayatı mücadele ile geçmiş tertemiz bir Anadolu insanıdır. Müderrislik, saray kütüphaneciliği, milletvekilliği, çeşitli mevkutelerde başyazarlık ve yazarlık, müftülük, Dâru’l-Hikmeti’l-İslâmiye âzâlığı ve şeyhülislâmlık vazifelerini deruhte etmiştir.

Önceleri İttihatçılara sempati duymuş ise de bilahare Hürriyet ve İtilaf Fırkasının kurucuları arasında yer almıştır. Meşhur Bâb-ı Âli baskınında tutuklanınca Mısır’a gitmek zorunda kalmıştır. Bilahare yurduna dönmüş ve memlekete hizmet etmeye devam etmiştir.

Türkiye, 1922 yılında, Batılılaşma adı altında asil kimliğine yabancılaşma sürecine girince, mefkuresine hizmet edeceği müsait zeminler bulmak maksadı ile Türkiye’den ayrılır. Avrupa üzerinden Mısır’a bir daha gider ve hayatının sonuna kadar sürdüreceği fikir mücadelesine buradan devam eder.

Mustafa Sabri Efendi’nin başlıca eserleri şunlardır:

  • Yeni İslam Müctehitlerinin Kıymeti İlmiyesi (Musa Carullah Bigi’nin cehennem azabının ebedi olmadığını savunan eserine reddiyedir.)
  • Din Müceddidler Yahut Türkiye İçin Necat ve I’tila Yollarında Bir Rehber (İslam’da reform yapılması gerektiğini savunan aydınlarının görüşlerini çürüten bir eseridir.)
  • en-Nekir âlâ Münkiri’n ni’me mine’d-din ve’l-hilafe ve’l-ümme (Modern İslam siyaset düşüncesi ve siyaset-hilafet ilişkisini tahlil eden eseridir.
  • Mes’eletü Tercümeti’l-Kur’an (Namazda Kur’an’ın Türkçe mealinin okunması gerektiğini savunanlara yazılan bir reddiyedir.)
  • Mevkifü’l-beşer tahte sultani’l kader (Kader ve hür irade konusunu tartışır bu eserinde.)
  • el-Kavlü’l- faşl beyne’llezine yü’minune bi’l ğayb ve’llezine la yü’minun (İslam dünyasında pozitivizmin yayılmasından sonra; nübüvvet, mucizeler, kıyamet alametleri ve ahiret konularında yapılan yorumlara karşı eleştirilerini ihtiva eder.)
  • Mevkufü’l akl ve’l ilm ve’l alem (Usulü’d-dine dair yazılmış bir eserdir. Allah’ın varlığının delilleri, vahdet-i vücud, bilim din ve bilim akıl münasebeti, nübüvvet, ahiret inancı ile İslam’a göre din ve siyaset ilişkilerini inceler).

Bunlardan başka çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanan çok sayıda makalesi ve bu makalelerden telif edilen kitapları mevcuttur.

Görüldüğü üzere Mustafa Sabri Efendi; yaşadığı çağın ürettiği sorunları, kitap ve sünnete çizgisinde çözmeye çalışan bir İslam alimidir. Elbette onun hayatı ve fikirlerini anlamak için birkaç doktora tezine ihtiyaç vardır. Onun eserleri ve fikirlerini tartışacak kişilerin en evvel birkaç lisan bilmesi sonra da derin kelam ve felsefe bilgisine sahip olması gerekir.

Mustafa Sabri’nin, Mustafa Kemal gibi düşünmediği aşikardır. Görüş farklılığı onun sürgünden sürgüne sürülmesine sebep olmuştur. Mustafa Sabri gibi düşünmeyenler onun düşüncesine tahammül edemediklerinden, düşüncesine mâni olamayınca, hayatına mâni olmak için ellerinden geleni yapmışlardır.

Tahammülsüzlük aradan bir yüzyıl geçmesine rağmen ter u taze…

Tarih fikri mücadeleyi başaramayanların, nasıl kaba kuvvete başvurduğunun örnekleri ile doludur…

Mustafa Sabri de bizim tarihimizin ortak değerlerinden biridir.

Tıpkı Mustafa Kemal gibi.

Farklı düşünseler bile…