Adnan Oktar’ın başına gelenin anlamı

Rejiden yönetmen konuşuyor…

Kameraların beyaz ayarı tamam,

Mikrofonlar, ses düzeni hazır,

Işık mükemmel,

Kayıt başlıyor…

Polisler Harun Yahya, pardon Adnan Oktar ve kediciklerine dev operasyona başlıyor

Bütün medya; gazeteler, televizyonlar, radyolar, internet siteleri ve sosyal medya organları ağız birliği yapmışlar. Aynı kaynaktan servis aldıkları bilgilerle karakter suikastına başlıyorlar. Arkasından linç başlıyor. Suçlamaları suçlamalar takip ediyor. İnanılmaz suçlamalar…

Niye bu kadar masum sabinin ırzına geçilmesine müsaade edildi diye soran mı var?

Ya masumiyet karinesi?

Aman canım sen de! Her şey ayan beyan ortada…

Peki öyle olsun…

Memleket devasa bir Colosseum’a dönmüş durumda. Millet de Colosseum’daki seyircilere benziyor. Periyodik olarak arenada gladyatörler tarafından vahşice katledilen veya vahşi hayvanların önüne atılan kendi türündeki insanların parçalanmasını “yaşasın naraları” altında izliyor. Kimse sorgulamıyor ve düşünmüyor içine düştüğümüz durumun vahametini. Adeta linçe ve kana susamış bir topluma dönüşmüşüz. Linç edecek kimseyi bulamazsak, zavallı yavru kedileri ve köpekleri linç ediyoruz. Yetmedi çocuklarımızı öldürüyoruz. Ne oldu “Gurabahane-i Laklakan” vakfını kuran neslin torunlarına? Ne ara bu kadar vicdansız olduk? Yoksa! hep böyle mi idik?  

Bugün onu linç edenler gibi Adnan Oktar da daha evvel aynı arenada yapılan linçleri sevinç naraları eşliğinde izlemişti.

Bir gün linç edileceğini hiç düşünmüş müydü?

Ya da son misyonu linç mi edilmekti?

İlginçtir ki yarın linç edilebilecekler, şimdi sevinç naraları atıyor…

Demek dünya hayatı böyle bir şey…

Ben Adnan Oktar’a yapılan operasyonun yeni dönemin en önemli kodlarından biri olduğunu düşünüyorum. Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk’ün zeminini hazırlamaya çalıştığı gibi cemaat, tarikat ve dinin devlet tarafından düzenlenmesi. “Denetim, kontrol ve teşvik…”

Selef-i Salihin Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Ahmet bin Hanbel’den ve Bediüzzaman’akadar bütün İslam Kahramanları devletin müdahalesini engellemek ve dinin bağımsızlığını sağlamak için hayatlarını zindanlarda geçirdiler. Seyyid Kutup bunun için idam edilmedi mi?  Ya Kerbela Şehitleri…

Neredeyse zaten tamamı bir şekilde devletin kontrolünde olan cemaat, tarikat ve İslami hareketlerin bütününü Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde toplamak ve mal varlıklarını devletleştirmek için zemin hazırlığı yapılıyor şüphesi var bende. Adnan Oktar gibi heretikbir isimden başlanması kamuoyunu hazırlamaya ve ikna etmeye yöneliktir. Muhtemelen Adnan Oktar’ı ona benzer başka aşırı isimler takip edecektir.

Kim derdi ki, gün gelecek de bunların hukukunu savunmak zorunda kalacağım.

Sen nelere Kadir’sin Allah’ım…