İkinci yıldönümünde Batı medyasının 15 Temmuz Olayı’na yaklaşımı

Türkiye’de medya tek renk ve tek sese dönüşünce, insanların verilen haberlere güveni doğal olarak zayıflıyor. Mevcut malzemeye bakarsanız farklı gözüken gazete, televizyon ve haber sitelerinin aslında aynı haberleri verdiğini görürsünüz. Aynı haberleri vermekle kalmıyorlar, aynı tahlilleri yapıyorlar ve aynı sonuçlara ulaşıyorlar. Hatta bütün gazetelerin ara sıra aynı manşetle çıktığını da görürsünüz.

Türk medyası bu duruma düşünce, doğru haber arayışına girenler, doğal olarak yabancı haber servislerine yöneliyorlar. BBC, DW, Euronews, ve VOA gibi sitelerin Türkçe sayfaları sık tıklanan haber sayfaları oluyor. Bu sitelerin yöneticileri de mevcut boşluğu görmüş olacaklar ki, her gün kalitesi daha da artan doyurucu ve tarafsız haberleri okuyucuları ilepaylaşıyorlar, Türkçe olarak. Bundan dolayı, bizim sitemiz gibi birçok haber sitesi de buralardan sık sık haberler aktarıyorlar. Ben de bu siteleri günde en az bir defa ziyaret edip, bazı haber ve yorumları takip ederim.

15 Temmuz günü de acaba Türkiye’deki gazetelerde neler var diye baktım…

İster hükümetin kontrolündekiler ister muhalif gözükenler olsun, hemen hepsinin, 250 insanın ölümü ve rejim değişikliği ile sonuçlanan bir olayın yıldönümünde sayfalarını ve manşetlerini 15 Temmuz’a ayırmaları normal. Normal olmayan ise hemen hemen bütün gazetelerin aynı haberleri aynı resimler eşliğinde sunup, aynı sonuca ulaşmaları. Karanlıkta kalan noktalara dair soru soran yok. Olayın neden engellenmediğini düşünen de yok. Hatta Meclis’e verilen ifadeleri dahi tartışan bir haber görmedim. Tank ve F-16 hikayelerini okuyan biri, bu tankların ve F-16’ların TSK’ya değil de Türkiye’yi işgal eden yabancı bir devlete ait olduğunu düşünecek. Resmen TSK’dan insanları soğutan haberler. Elbette her manşet, haber ve köşenin ağır hakaretler eşliğinde ve başarılı bir şekilde FETÖ’ye bağlanması ise yeni rejime selam, yola devam kıvamını tutturuyor.

Medya sihirbazları Türk halkını efsunlayadursun, yabancı haber ajanslarında durum nasıl diye şöyle bir göz gezdirdim:

BBC Türkçe servisi, “15 Temmuz: Kritik noktalarda neler yaşandı?” başlığı ile detaylı ve doyurucu bir haber dosya hazırlamış.

Euronews,15 Temmuz darbe girişimi: Türkiye’nin kaderini değiştiren 24 saat” başlığı ile bir haber girmiş.

Deutsche Welle (DW) ise 15 Temmuz: Yanıtsız kalan sorular” başlığını tercih etmiş.

Avrupa’nın kanaatini yansıtan bu üç büyük haber sitesinden mezkûr haberleri okuyanların kanaati ile Türk gazete ve haber sitelerinden haber okuyanların kanaati birbirinin tam zıddı olur. Bazen, Türk medyasının misyonu,Türk halkını gerçekler dünyasından koparıp hayali bir dünyaya sürüklemek mi?” diye düşünmüyor değilim.

Batılı Medya kuruluşları sorulması gereken soruları soruyor. Ama bu sorulara Türkiye tarafından makul cevaplar verilemiyor. İşte o sorulardan birkaçı:

İstihbarat alındı ama Erdoğan’a neden söylenmedi?

-MİT Müsteşarı Başbakan’a neden “her şey normal” dedi?

-MİT Müsteşarı Genelkurmay’dan neden ayrıldı?

Fidan ve Akar neden kamuoyunun karşısına çıkmadı?

Akar neden Cumhurbaşkanı’nı aramadı?

Siyasi ayağın üzerine neden gidilmedi?

Bu sorulara ek olarak, Batılı medya organlarının hükümetin resmi tezlerini kabul etmediği de görülüyor. Mesela bu haberlerin hiçbirinde FETÖ kelimesi bir defa dahi geçmiyor. Adil Öksüz ve arkadaşlarının darbedeki rollerine elbette değiniliyor ama bütün bir cemaati terörle suçlayan ifadeler kullanılmıyor.

Bu haberlerden benim anladığım; Türk hükümetinin tezlerinin Batı tarafından henüz kabul edilmediğidir. Bu tezler kabul edilmediğine göre 15 Temmuz sonrasında hükümetin darbe teşebbüsü ile bağlantılı yaptığı icraatlar da kabul görmüyor demektir. Yapılan rejim değişikliği ve bununla bağlantılı olarak, başta sermayenin el değiştirmesi olmak üzere, yapılan değişikliklerin de Batı’dan kabul görmeyeceğini anlamak gerekiyor.